AV. ARİFE TUĞBA ÇETİNKAYA “YAŞASIN KARDEŞLİĞİMİZ. BİRLİKTE VARIZ, BİRLİKTE GÜZELİZ, BİZ MUTLAKA UMUTLARI YEŞERTMEK İÇİN GELECEĞİZ.”

AV. ARİFE TUĞBA ÇETİNKAYA "YAŞASIN KARDEŞLİĞİMİZ. BİRLİKTE VARIZ, BİRLİKTE GÜZELİZ, BİZ MUTLAKA UMUTLARI YEŞERTMEK İÇİN GELECEĞİZ."

Çocukluk hayali olan ve hayalini gerçeğe dönüştüren Bursa’nın başarılı avukatlarından biri olan Arife Tuğba Çetinkaya ile hukuk, sosyal sorumluluk projeleri ve “KADIN” hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Tuğba hanım öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Öncelikle Belle Magazin okuyucularına bahar aylarının başlangıcı olan bu günlerde umut ve huzur dolu günler diliyorum. 12.07.1989 İstanbul doğumluyum, ilk ve orta derece eğitimimi İstanbul’da, üniversite eğitimimi ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. 2011 yılında mezun olduktan sonra staj dönemimi Bursa’da tamamladım ve 2013 yılında kendi büromu kurdum. Halen avukatlık mesleğini aktif şekilde ve çok severek icra etmekteyim. Son dönemde Gelecek Partisi’nde Bursa İl Kadın Kolları Başkanı olarak görev aldım. Yani hem meslek hayatım hem de siyasi hayatım aktif ve ivme kazanarak devam ediyor.

Başarılı bir avukatsınız. Neden avukatlık mesleğini tercih ettiniz? Sizi bu mesleğe yönlendiren ne oldu?

Aslında ailemizde ne benden önce ne de benden sonra hukuk camiası içinde olan kimse yok. Ama avukatlık benim çocukluk hayalim olan bir meslekti, bu hayalin oluşmasında da ilkokul döneminde bizlere yapılan meslek eğilim testlerinin ve doğru rehberlik sisteminin çok büyük etkisi var. Başarılı bir öğretmen aslında bir çocuğun hayatının tümünü etkiliyor benimki de öyle oldu. Üniversite tercihlerimi yaparken altı tercih yaptım ve altısı da hukuktu. Araştırmayı ve okumayı sevdiğim için üniversite dönemlerimde akademisyenlik daha ağır basıyordu ancak staj yapmaya başladıktan ve tabiri caizse avukatlığın tozunu yuttuktan sonra başka bir alternatif hiç düşünmedim.

Başarılı bir avukat olmanın püf noktası nedir? Avukat olacak olan yeni nesillere ne gibi önerileriniz olacak?

Sadece avukatlıkta değil her meslekte başarının sırrı tam bir adanmışlık ve sevgi ile görevini icra etmekte yatıyor. Avukat, bir nev’i kolektife hizmet eden, kendisine başvuru yapanların hayatlarına dokunan yeri geldiğinde psikolog, yeri geldiğinde sosyolog, hatta bazen aileden biri gibi hareket eden ve zamanla bunu fark etmeden doğal akış içerisinde yapan kişidir. Dolayısıyla bu mesleği yapma arzusunda olan genç kardeşlerimize öncelikli tavsiyem birden fazla mesleği aynı anda yapmayı göze alacaklarının bilincinde ve sabrında olarak bu yola çıkmaları olacaktır. Araştırma yapma, okumayı ve dinlemeyi sevme kısımlarını zaten söylememe dahi gerek yok sanırım ama bir dip not olarak o koca koca kanunların tamamını ezberlemiyoruz elbette J  Yani belleğinizde çok ciddi bir yer ayırmanıza gerek yok. Hukukun temel mantığını anladıktan ve insanların hayatına dokunmanın keyfine vardıktan sonra her şey mükemmel şekilde ilerleyecektir.

Aynı zamanda birçok sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız. Okuyucularımıza yer aldığınız sosyal sorumluluk projelerinden bahseder misiniz?

Önce içinde bulunduğunuz toplumu, sonra tüm dünyayı değiştirmek aslında göründüğü kadar zor değil. Çünkü çocuk yaştakilerden yaşlılara dek, yardıma ihtiyacı olan kesimlere yapacağınız küçük yardımlar bir kartopu gibi büyüyerek sonunda olumlu değişimlere kapı açabilir. Gönüllülüğün toplumsal tabana yayılmasını ve gönüllülük projelerinin çeşitli platformlarda yer almasını da sağlayacak eğitimler ve organizasyonlar amaçlıyoruz. SMA‘lı bebeklerimiz için kahvaltı, kermes, tiyatro vb etkinlikler düzenledik. Fiziki, ekonomik ve psikolojik yani şiddetin her türlüsüne maruz kalan kız kardeşlerimizin her konuda ellerinden tuttuk ve destek olduk. Tüm bunları geliştirerek devam edeceğimize dair inancımız tam. Yaptığımız çalışmaların ilerleyen günlerde daha fazla gönüllüye ulaşmasını, sivil toplum kuruluşları (STK) aracılığıyla toplumu gönüllü çalışmalara teşvik edebileceğimizi düşünüyoruz. En son SMA Tip-1 hastası Aren bebeğimiz için bir bağış kahvaltısı organize ettik. Aren’imizin ve diğer bebeklerimizin sağlığına kavuşması için, annelerin evlatlarına sağlıkla sarılmasına vesile olmak için çabalarımız sonuna kadar devam edecek.

Her projede yer alıyor musunuz? Proje çalışmalarında kimlerle birlikte yol alıyorsunuz?

Samimiyetine inandığımız her projeye destek olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Partimizin il kadın kolları yönetiminde oluşturduğumuz komisyona gelen istekleri değerlendiriyoruz ve istek sahibi yahut proje gönüllüsü arkadaşlarımızla yönetimimiz bir araya gelerek ortak projeler ortaya çıkarıyor. Sürekli olarak birlikte çalıştığımız ve yol arkadaşlığı yaptığımız arkadaşlarımız elbette çok sevdiğim değerli yönetim kurulu üyelerim. Her birinin çok güzel kalpleri ve niyetleri var. Siyaset üstü ve o kadar ince düşünülmüş fikirlerle hareket ediyoruz ki, yol arkadaşlarımın enerjileri bu ülkedeki siyaset algısını değiştirecek türden.

Kadınlar Günü hakkında neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Dünya Emekçi Kadınlar Günü J Dünyanın, hayatın, kavganın yarısıdır kadınlar. Ne eksiği ne fazlası. Varlıkları erkeklerin lütfuna, inceliklerine muhtaç değildir. Onlar kendileri için, en az erkekler kadar sadece kendileriyle birlikte varlar. Tam da şu anda, çevrenizde kimdir nedir diye düşünmeden, ne ideolojik ne mesleki ne de herhangi bir ötekileştirmeye tabi tutmadan tüm kadınları düşünün. Onları ne durumda olurlarsa olsunlar hayatın her alanında sadece “kadın” oldukları için düştükleri ayrımcılığın, eşitsizliğin farkına varın.. Bu onlara çiçek vermenizden, bu onlara otobüste yer vermenizden, bu onlar sanki erkeklerin bakımına muhtaçmış gibi aslında “erk”ekliğinin devamı olan centilmenliklerinden çok daha önemli. Emekçi kadınların başına gelenleri, fedakârlıklarını unutmadan kendi geleceğimizi inşaa etmek için verdiğimiz ve vereceğimiz mücadele için her yıl yeminimizi tazelediğimiz gündür bugün aslında. YAŞASIN KARDEŞLİĞİMİZ. BİRLİKTE VARIZ, BİRLİKTE GÜZELİZ, BİZ MUTLAKA UMUTLARI YEŞERTMEK İÇİN GELECEĞİZ.

Son yıllarda kanayan bir yara olan kadına şiddet ve kadın cinayetleri durmak bilmiyor. Bunun önüne geçmek ve “DUR” demek için neler yapılması gerekiyor?

Gerçekten bu o kadar büyük ve her geçen gün derinleşen bir yara ki ne desek yetersiz kalır. Vefat eden, sakat kalan sayısını bilmediğim birçok kız kardeşimle bir araya geldim ve gelmeye devam ediyorum. Kadına şiddet yalnızca fiziksel değil. İş hayatında, evde, sokakta, otobüste, medyada, aklınıza gelebilecek her mecrada kadınlar mobbing altında yaşıyor ve halen birçoğu buna ses çıkarmaya korkuyor. Bir insana mobbing uygulayarak, psikolojik olarak yıpratarak, çaresiz bırakarak da nefessiz kalmasına sebep olabilirsiniz. Bunun en temel çözümü, ahlak ve eğitim sistemimizi düzeltmekte aslında. Kadınlar- kız çocukları ikincil değildir, başka bir cinse hizmet etmek için yaratılmamıştır düşüncesini sosyal hayatımıza ve eğitim sistemimize yerleştirebilmeliyiz. Hukuki yaptırımlar kesinlikle ağırlaştırılmalı. Zira; bugün cinayet kurbanı olan kız kardeşlerimizin çocuğunun eşinden daha önce şikayeti ve hatta uzaklaştırması dahi var. Ancak bu tedbirler yalnızca kağıt üzerinde kalıyor açıkçası hukuk sistemi “Kocandır yapar. Ağır bir durum olursa biz müdahale ederiz.” diyor. Ve sonuçta o ağır durum bir cinayet haberi olarak karşımıza çıkıyor. Elektronik kelepçe gibi takip yöntemlerinin sıkılaştırılması vb etkin yöntemlerin devlet eli ile kuvvetlendirilmesi gerekiyor. Bu şahısların psikolojik olarak ağır travmaları olduğu da gayet açık. Bu hususta da devlet önleyici sağlık tedbirlerini kendiliğinden almalı. Fikirler ve projeler değiştirilebilir ve geliştirilebilir elbette, yeter ki kadın=namus algımızın neticelerinin farkına varalım.

Kadına şiddet ile mücadele komisyonunuz var. Bu komisyon ve çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Evet, partimizin İl Kadın Kolları’na bağlı bir şiddetle mücadele komisyonumuz var. Komisyonumuz ilk etapta bir avukat, bir psikolog ve bir sosyoloğun katılımı ile kuruldu. Amacımız her türlü şiddetin sosyolojik boyutlarından başlayarak çözüme kavuşturulması ve mevcutta yaşanan mağduriyetlerin çözülmesine bir nebze de olsa destek olmaktı. Zamanla şiddetin tahribatının ne denli büyük boyutlara ulaştığını gördük. Dedik ki; iyileşme içten başlar bir diyetisyen, bir güzellik uzmanı, bir spor eğitmeni de ekibimize dahil oldu. Şiddet mağduru kızlarımızı ve kadınlarımızı içten dışa yenileyerek, içlerindeki ışığı ortaya çıkararak, arkalarında ve yanlarında olduğumuzu hissettirerek hayata tutunmalarında katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Size göre ekonomide ve siyasette kadının yeri hakkındaki düşünceniz nedir?

Tüm dünyada, kadının siyasete katılımında hala büyük bir eşitsizlik mevcut. Kadınların siyasi partilere, sendikalara, yerel yönetimlere, parlamentolara, üst düzey bürokratik görevlere, yani karar verme mekanizmalarına katılımları oldukça sınırlı olmaya devam ediyor. Bugün, parlamentolarda kadın vekillerin ortalaması tüm dünyada %23 civarında, Türkiye’de ise %17 civarında seyrediyor. Veriler bize kadınların ne parlamentoda ne de yerel yönetimlerde erkeklerle eşit oranda yer almadığını açıkça gösteriyor. Oysa ekonominin canlanması için girişimci kadınların desteklenmesi, siyasete renk ve fikir ayrılığının, etkin ve uygulanabilir çözüm önerilerinin ancak girift bakış açılarına sahip kadınların bir araya gelmesi ile mümkün olacağını düşünüyorum.

Size göre kadının siyasette yeteri kadın sesi yükseliyor mu? Kadınların bu alanda daha etkin olması için ne gibi çalışmalar yapılmalı?

Yukarıda da bahsettiğim gibi sayısal veriler bize siyasetin daha çok erkek egemen şekilde yapıldığını gösteriyor. Meseleyi önce demokratik haklar çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. Yapılan bir araştırmaya göre (ki ben de buna tüm kalbimle katılıyorum) kapsayıcı, duyarlı ve şeffaf demokrasilerin gelişimi için kadınların temsili tek değil ama kritik bir faktör. Bu sebeple kadınlar ticaretin ve yaşamın her alanında, siyasette de desteklenmeli, cesaretlendirilmeli, fikir özgürlüğüne erkeklerde olduğu kadar fırsat verilmeli.

Çünkü kadınların siyasi katılımı, cinsiyet eşitliğini sağlama, vatandaşların ihtiyaçlarına daha fazla cevap verme, partiler ve temsil sorunu yaşayan farklı kimlikler arasında daha fazla işbirliği yapma ve daha sürdürülebilir bir geleceğin inşası gibi demokratik kazanımlar sağlıyor. Bununla birlikte, kadınların siyasete katılımı, hem dikkate alınan siyasi ve toplumsal konuları, hem de önerilen çözüm türlerini de ciddi şekilde etkiliyor. Buna göre kadınlar, seçmen taleplerine daha duyarlı; ailelerin, kadınların, çocukların, gençlerin ve azınlıkların önceliklerini yansıtan bir siyaset anlayışı benimsemeye eğilimli oluyor, Kadına yönelik şiddet gibi kadına yönelik politikaların gelişiminde rol oynuyor. Eğitim, altyapı ve sağlık gibi kalkınma göstergelerini önceleyen, demokrasiyi daha etkili hale getirmeye yönelik somut adımlar atıyor, yoksulluğun giderilmesine yönelik çalışmalar yürüterek ülkenin sosyo-ekonomik koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Kısaca kadınların olduğu yerler güzelleşiyor, çeşitleniyor, uyumlu, saygılı mekanlar ve durumlar haline geliyor. Hiçbir anne, hiçbir kadın içgüdüsel olarak ta gelecek nesilleri düşünmeksizin hareket etmez, geleceği ancak kadınların temiz fikirleri doğru şekilde şekillendirebilir.

Kadınlar şiddet ile mücadele etmekle kalmıyor aynı zamanda iş ortamında da zor zamanlar geçirebiliyor. Kadınların iş hayatında daha aktif rol alması için sizce ne yapılmalı? Kadın girişimcilere önerileriniz nelerdir?

Yukarıda da bahsettiğim gibi en büyük eksikliğin eğitimle ilgili olduğunu düşünüyorum. Kadınlarımız cesaretlendirilmeli, desteklenmeli. Basmakalıp görüşlerin ve garantici yaklaşımın dışına çıkmak gerekiyor. Çoğu kadın ailesinin, eşinin, çevresinin istediği gibi biri olmak için yaşıyor. Bu nedenle de kendini geliştiremiyor. Bunun tersine çevirmenin yolu eğitimden geçiyor. İyi eğitimli toplumlarda kadınların ikinci plana atıldığını göremezsiniz. Yalnız eğitimle öğretimi karıştırmamak lazım. İyi öğretimli olmak her zaman iyi eğitimli olmak anlamına gelmiyor. Çünkü eğitim tek başına okullarda verilmiyor. Toplumun genel olarak eğitilmesi ve bu bilincin temelden veriliyor olması lazım. Bu noktada bireysel olarak hareket tek başına yeterli değil, devletin ve bazı kurumların oluşturacağı programlarıyla bu bilinci aşılaması gerekiyor.

İş hayatında genelde erkekler kadar ciddiye alınmıyorsunuz. Bir fikri benimsetmek erkeklere göre daha zor olabiliyor. Kadına yüklenen cinsiyetçi roller de kariyer hayatında farklı tercihler yapmasına neden olabiliyor. Diğer yandan iş özel yaşam dengesini de kurmak oldukça zor. Çünkü kadın iş dışında evde de birçok sorumlulukla baş etmek zorunda kalabiliyor. Bu da strese, kötü ilişkilere ya da işten ayrılmalarına neden olabiliyor.

Kadınların iş hayatında olması ve hatta girişimci bir kadın olarak kendi işletmesinin başında bulunması pek çok noktada riskleri de beraberinde getiriyor. Ancak risk körü körüne alınmamalı. Burada elindeki verilerle iyi bir öngörüde bulunabilmek oldukça önemli. Diğer yandan başkalarının tavsiyelerine çok kulak asıyoruz. Danıştığımız, fikir aldığımız insanlar oldukça önemli. Ancak herkesin her dediğine de kulak asmamak gerekiyor. İşin içinde yer alan biri olarak neyin doğru, neyin yanlış olduğuna en iyi siz karar verebilirsiniz. Tamamen duygusal davranmadan, içgüdülerinizi dinlemekte ancak bunu yaparken mantıklı sebeplerle yapmakta fayda var. Bu sizi doğru kararlara götürecektir zaten.

Biraz daha sizden bahsetmek istiyoruz. Estetik hakkında ne düşünüyorsunuz? Hiç estetiğiniz var mı ya da yaptırmayı düşünüyor musunuz?

Ben karşı değilim bu tür operasyonlara. Herkes bedeni üzerinde karar verme gücüne sahiptir diye düşünüyorum. Ameliyat ağrısı bana çok korkutucu geliyor, yaptıranlar ne bileyim cesur kızlar, takdir ediyorum. Ben sanırım hala o kadar cesaretli değilim. Estetik ameliyatım hiç yok ama ufak dokunuşlar bende de var. Sabahları aynaya bakıp kendi kendime gaz verme gibi bir huyum vardır. Aynaya bakıp karşımdaki güzel kadına bugüne kadar yaptıklarını hatırlatıp bundan sonra daha güzellerini, daha iyilerini etrafındaki herkes için yapabilirsin diyorum. Ben kendimi sevdikçe beğendikçe de enerjim artıyor, yaydığım ışığın da buna bağlı olarak arttığını düşünüyorum. Yani bana göre estetik cerrahi müdahale yahut ufak bir dokunuş olsun psikolojik olarak da gerekli ve çok önemli. Siz kendinizi sevmezseniz kimse sevmez.

Peki, modaya bakış açınız nedir? Moda akımına göre mi alışveriş yaparsınız yoksa kendinize yakışan kıyafet mi alırsınız? Kıyafet tercihi yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?

Kişinin bedenini ve kendini tanıyıp kendi modasını yaratması taraftarıyım. O zaman daha özgün, güvenli ve şık olduğunu düşünüyorum. Benim moda algım moduma, ruhuma, zamana göre değişiyor. Alışveriş bende kesinlikle bir hastalık. Trend renklere, modellere tabi ki bakıyorum, farklı farklı yerlerde gördükçe de ilgimi çekiyor. Ama moda diye hiç tarzım olmayan bir şeyi giymem, ya da moda olan şeyi illa ki kendime göre farklılaştırarak giyerim. Çalışan bir kadın olarak genellikle şık giyinmeye özen gösteriyorum önce kendime ve tabi ki mesleğime olan saygımdan kendi sınırlarım dışına çıkmıyorum.  Modayı sadece kıyafetle de sınırlamamak lazım. Saç rengi, makyaj tarzı tamamlayıcı unsurlar mesela. Kendini keşfedebilmek, abartıdan uzaklaşmak ve modanın bir bütün olduğunu anlamak gerek J

Son olarak genel anlamda neler söylemek istersiniz?

Tüm dünya çok zor bir süreçten geçiyor, açıkçası tarih kitaplarının yazacağı günlere şahit oluyoruz. Kadınların gücünün keşfedileceği, bu kapsamda tüm kadınların bir araya geleceği bir Türkiye hayal ediyorum. Haklarımızı, emeklerimizi, bugüne kadar yaptığımız fedakârlıkları, geçmişimizi, gelecek umutlarımızı üst üste koyalım ve karşımızdaki manzaradan güç alarak “BİZ VARIZ, BİZ GELECEĞİZ” diyelim. Sloganıma bitirmek istiyorum elbette: “KIZKARDEŞLERİM YAŞASIN KARDEŞLİĞİMİZ”